top of page

Klasik Yönetim Düşüncesi

Güncelleme tarihi: 7 Kas 2023

YÖNETSEL DÜŞÜNCE TARİHİ - 2


Frederic Taylor’un Bilimsel Yönetim Kuramı, Henri Fayol’un Yönetim İlkeleri Kuramı ve Max Weber’in Bürokrasi Kuramından oluşmuştur. Klasik kuramlarını oluşturan bu üç akım benzer varsayımlara dayanmaktadır ve pratik yönden etkileri de temelde benzerdir (Hicks ve Gullett (1981).

Rutin işler için makineler yanında insanların da etkin şekilde nasıl kullanılacağı (Frederic Taylor) ile formal organizasyon yapısının oluşturulması (Fayol ve Max Weber) üzerine iki ana fikirde toplanmıştır.


Klasik örgüt yöntemleri, örgüt yöntemlerinin temelini oluşturmaktadır. Örgütsel yönetimin, işleyişin ve iletişimin ilk defa sistematik olarak ele alındığı klasik kuram, daha sonraki örgütsel çalışmalarını etkilemesi ve alt yapısını oluşturması açısından önemlidir. Morgan (1986) ve Kreps (1989)’e göre örgütleri bir makine analojisi gibi ele alan klasik kuram, örgütsel faaliyetlerde düzen, devamlılık ve ussallık üzerinde durmuş ve bu öğeleri önemsemiştir.


Klasik kuram düşüncesi genelde şu varsayımlara dayanmaktadır (Baransel,1979).


Örgütün verimliliği, üretim sürecinin rasyonellik derecesi ile ölçülür; verimlilik, kaynakların ekonomik bir biçimde kullanılmasıyla ilgili olup, mekanik bir süreçtir. İnsanlar rasyonel davranırlar. İnsanların yönetiminde kişi ve grupların akılcı davranışları önem taşır. Grup üyeleri, üstlerinin rehberliği olmadan pozisyonlarının gerektirdiği ilişkileri yürütemezler. Görevlerinin sınırları belirlenmedikçe ve bu sınırlar içinde kalmaya zorlanmadıkça, kişiler yetkileri dışına çıkarlar. Faaliyetlerin önceden tahmini ve faaliyetler arasındaki ilişkilerin düzenlenmesi, görevlerin önceden belirlenmesi mümkündür. Yönetim, esas itibariyle, bireylerin biçimsel faaliyetleriyle ilgilenir. Grup faaliyetlerin yönetiminde, objektiflik ve gayri şahsilik esastır, sübjektif hususlara yönetimde yer verilmez.


Koordinasyon gönüllü olarak gerçekleşmez. Üst kademeler tarafından planlanmalı ve kontrol edilmelidir. Yetki örgütün en üst kademesinde toplanmıştır. Yukarıdan aşağı doğru göçerilir.

Uzmanlaşma verimliliği arttırır. Kontrolü kolaylaştırır. Yönetim fonksiyonları, evrensel nitelik taşır, belli bir şekilde yerine getirilir, kişisel ve çevresel faktörlerden etkilenmez.


İlkeler dikkatle incelendiğinde görüleceği gibi, klasik kuramcılar örgütün verimliliğini arttırabilmek için tüm çabalarını biçimsel yapının düzenlenmesi üzerine kurgulamışlardır. Bu da örgütteki insanın sosyal bir varlık olduğu, bazı gereksinimlerinin olacağı düşüncesinden öte, yalnızca verilen görevi yapması gereken makine türü bir varlık olarak görülmesine neden olmuştur (Çetin, 2003).


Klasikler, en verimli örgütün aynı zamanda en fazla tatmin edici olduğunu söylerlerken bile, çalışma şartlarının, makine ve insanların en az masrafla en yüksek verimi yakalayacak biçimde düzenlenmesinin gerektiğine dikkat çekmişlerdir (Ertekin,1985).


1. Bilimsel Yönetim


Bilimsel yönetim yaklaşımının öncüsü Frederick W. Taylor’dur. Sanayi devrimi sonrasında insan gücü ile üretim yerini makine ile üretime bırakmıştır. Makineleşme hızla büyümeyi getirmiş ve verimliliği arttırmak için çeşitli düşünceler ortaya atılmaya başlanmıştır.


Taylor, dönemin örgütsel sorunlarını ele alarak, verimliliğin nasıl artırılması gerektiği konusunda, bir işin en kısa sürede ve en iyi şekilde yapılması gerektiğini inceleyen zaman ve hareket araştırmaları üzerinde durmuştur. Bir işin en küçük parçalara bölünerek, her birinin nasıl yapılması gerektiğini anlatan bu çalışmalar, Taylorizmin10 temelini oluşturmuştur. Taylor verimliliği arttırmak için, zaman ve hareket etütleri, uzmanlaşma, parça başı ücret sistemi gibi konular üzerinde çalışmıştır.


F. Taylor 1911 yılına kadar yapmış olduğu çalışmaları “İşletmelerin Bilimsel Yönetimi” adlı kitapta toplayarak yönetimi bilimselleştirmiştir. Taylor’ın bilimsel yönetim yaklaşımının esasları şöyledir (Taylor, 1934- Ataman, 2001:68):


- İşleri yapmada standart araç, gereç, yöntem ve süreler belirlenmeli ve standartları belirlemede hareket ve zaman etütlerinden yararlanmalıdır.

- İşe uygun eleman seçilmeli, seçim bilimsel esaslara göre yapılmalıdır.

- İşi yapan kişiler sürekli eğitime tabi tutulmalı, bu yolla işlerini daha iyi yapmaları sağlanmalıdır.

- Her işçi tüm yeteneklerini kullanacak şekilde çalıştırılarak maksimum üretim esas alınmalı, işçiler ürettiklerine göre ödüllendirilmelidir.

- İşi yapanla planlayan birbirinden ayrılmalı, yönetim ile ilgili sorumluluklar işçilerin üzerinden alınmalıdır.

- İş bölümü ve uzmanlaşmaya geniş ölçüde yer verilmeli, fonksiyonel ustabaşlık gerçekleştirilmelidir.

Ancak eleştirel bir bakış açısıyla ele alındığında Taylor’un bilimsel yönetim kuramının, iş görenlerin sanat edinimlerini ortadan kaldırabileceği söylenebilir. Şöyle ki; sadece ön planda üretim ve zamanı iyi değerlendirme vardır. Bundan dolayı, kuramın, başarılı sanat sahibi iş görenleri, başarısız sıradan iş görenlere dönüştürebilmektedir. Bu düşünce, iş görenleri makinanın insan gücünü oluştururken, yöneticiler ise bu makinanın beynini oluşturmaktadırlar. İnsanın bu şekilde değerlendirilmesi kuramın yetersizliğini ortaya koymaktadır.


Bu çalışmalar sonucu ortalama bir işçinin günlük demir taşıması 12.5 tondan 48 tona çıkmıştı. Yine bunun sonucu günkü ödeme 1.15$ ‘dan 1.85$’a yükselmişti ki bu miktar o günkü koşulların oldukça üstündeydi.


Sonraki yıllarda Bilimsel Yönetim birçok kişinin ilgisini çekmeye devam etti. Bunlardan Henry Gantt, mevcut yönetim uygulamalarına çatarken, işçi psikolojisi ve üretimde moral kavramı üzerinde durdu. Çeşitli konuları incelemekle birlikte üretim kontrol sistemi üzerine katkıları büyük oldu. Gantt, ustabaşı ve işçileri iş uygulamalarını geliştirmeye iten ödeme sistemi geliştirdi. Günümüzün modern çizelge tekniklerine temel oluşturan bir çizelge (Gantt Chart) ile üretimi programladı.


Bilimsel Yönetime katkısı olan diğer iki yazar karı-koca Gilberth’lerdir. Bunlardan Frank, hareket ekonomisinin ilkelerini uygulama konusunda incelemeler yaparak hareket etüdlerini ortaya koymuştu. Karısı Lillian ise, kocasına yardımcı olduğu gibi, personel yönetimi konusundaki incelemeleriyle yönetim uygulamalarına yeni boyutlar kazandırıyordu.


2. Yönetim Süreci Yaklaşımı


Fayol, 1916 tarihli General and Industrial Management (Sanayi ve Genel Faaliyetlerde Yönetim) adlı eseriyle yönetimin özelliklerini ortaya koymuş ve klasik kuramdaki yerini almıştır. Fayol’a göre yönetim olgusu, planlama, örgütlenme, komuta, eşgüdüm ve öğelerinden oluşmaktadır. Bu beş yönetsel işleve ek olarak şu yönetim ilkelerini ortaya koymuştur (Fayol,1949).


· İş Bölümü: Gerek yöneticilerin gerek örgüt içi çalışanlarının iş bölümü yaparak uzmanlaşmaları.


· Otorite ve Sorumluluk: Emir verme hakkı ve buna uyulması. Otorite arttıkça sorumluluk da artar.


· Disiplin: Örgütün üyeleri, kurallara uymakla sorumludurlar.


· Komuta Birliği İlkesi: Tüm çalışanlar, tek bir yöneticiden emir alırlar.


· Yönetim Birliği: Bütün hizmetler tek bir yönetim altında toplanmalıdır.


· Genel çıkarların ön planda olması: Her zaman genel çıkarların, bireysel çıkarlara göre ön planda olması.


· Ödül ve Ceza İlkesi Sistemi: Bu ilkeye göre, yüksek performans gösteren örgüt çalışanı maaş ile ödüllendirilir.


· Merkezcil Yönetim İlkesi: Örgütler, bu ilkeye göre daha etkili çalışırlar.


· Hiyerarşi İlkesi: Örgüt, dikey hiyerarşi sistemine göre daha etkin ve başarılı olur.


· Düzenlilik İlkesi: Her örgüt çalışanın bir amacı ve statüsü vardır.


· Eşitlilik İlkesi: Her örgüt çalışanına eşit davranılmalıdır.


· Görevde Süreklilik İlkesi: Her örgüt çalışanına işte kalma güvencesi verilmelidir. Böylece önemli bir verimlilik sağlanmış olur.


· Girişimcilik İlkesi: Her çalışanın davranışı yönetim tarafından değerlendirilebilmelidir.


· Takım Ruhu İlkesi: Her örgüt çalışanı, "hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için" diyebilmelidir.


İletişim kavramını kullanılan kanallara göre değerlendirirsek, yazılı kanalların klasik kuram tarafından öne çıkarıldığını görürüz. Özellikle, Weber‘de yazılı kurallar, son derece önem taşımaktadır, çağdaş bürokrasinin yönetimi ilk ya da müsvedde biçimlerinde saklanan yazılı belgelere (dosyalara) dayanır (Weber,1986). Bu sayede neyin yapılıp yapılmayacağı, nasıl ve ne zaman yapılacağı, ne şekilde ve kimler tarafından yapılacağı önceden bilinecek, bu örgütlerin işleyişine düzen getirecektir.


Aynı şey, Taylor tarafından da ortaya konulmuş, "en iyi tek yol" önermesindeki iş yapma şeklinin kitapçıklarla çoğaltılıp çalışanlara dağıtılması ve öğretilmesi gerektiği söylenmiştir (Yağmurlu, 2004). Fayol, yazılı iletişim kadar sözlü iletişiminde önemli ve gerekli olduğunu vurgulamıştır. Hatta Fayol, bir örgüt içerisinde herhangi bir emir verileceği zaman bunun yazılıdan daha hızlı ve basit olduğunu ileri sürmüştür. Shockley-Zalabak (1999)’a göre iletişim, genelde örgüt içerisinde belirginleşmiştir oysa toplumsal yönünde olmalıdır.


3. Bürokrasi Yaklaşımı


Modern organizasyon teorisindeki en önemli düşünürlerden biri olan Max Weber (1864-1920) ‘bürokratik yönetim teorisinin babasıdır. Weber, bürokrasiyi tarihsel öncüllerinden daha rasyonel ve verimli olduğuna inanan, bürokrasiyi olumlu bir şekilde gören bir Alman sosyolog ve politik ekonomistti.


Weber’in bürokratik yönetim teorisinin de iki temel unsuru vardır. İlk olarak, bir örgütün hiyerarşiye dönüştürülmesini gerektirir. İkinci olarak, kuruluş ve üyeleri açıkça tanımlanmış rasyonel-yasal karar alma kurallarına tabidir. Her unsur bir kuruluşun hedeflerine ulaşmasına yardımcı olur.


Bir örgütsel hiyerarşi üzerindeki ve altındaki seviyelere referans yetki düzeyine göre örgütün düzenlemedir. Örneğin, pazarlama başkan yardımcısı şirketin başkanının altında, şirketin satış başkan yardımcısıyla aynı seviyede ve şirketin sosyal medya bölümünün amirinin üzerindedir. Her seviye, üst seviyedeki kuruluşa en üst düzey liderle cevap verir.


Rasyonel-yasal karar verme kuralları terimini anlamanın en kolay yolu, bunu bir kurumun nasıl işlediğini yöneten bir dizi açık ve nesnel politika ve prosedür olarak düşünmektir. Rasyonel-yasal karar verme kurallarına örnek olarak insan kaynakları kuralları ve politikaları ya da kimin işsizlik sigortasına hak kazandığına ilişkin düzenlemeler verilebilir.


Tanınmış bir bürokratik örgüt modern ordulardır. Bu örnek için bir Ordu bölümüne bakalım. Bir Ordu bölümü tugaylara bölünür. Tugaylar taburlara ayrılır. Taburlar şirketlere ayrılır ve şirketler takımlara ayrılır.


Takımların münferit askerlerden oluşan takımları olabilir. Her bireysel seviye, üstündeki seviyeye cevap verir. Örneğin, bir müfreze üyeleri, tugay komutanına cevap veren şirket komutanına cevap veren müfreze liderlerine cevap verir. Net bir emir zinciri vardır ve kontrol, yukarıdan aşağıya odaklanmıştır, hiyerarşinin her seviyesi, kurumsal hedefleri karşılamayı amaçlayan belirli işlevlerden sorumludur.


Bürokratik yönetimin bir başka örneği de modern şirkettir. CEO organizasyon yapısının en üstünde yer almaktadır. Şirketin iş ve faaliyetlerinden, operasyonlarından, pazarlamasından, satışından ve hukuki faaliyetlerinden belirli bölümlerden sorumlu başkan yardımcıları olabilir. Orta yönetim, hiyerarşinin bir sonraki katmanını içerir. Orta yönetimin altında, bireysel çalışanları yöneten alt düzey denetçiler olabilir. Ordu gibi, yönetim yukarıdan aşağıya, her yönetim seviyesi üst seviyeye cevap veriyor.


GK'ye ait yüksek lisans ders ödevinden alıntıdır.

624 görüntüleme

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page